top of page

ALESSANDRO PEREVELLİ (2018)

orkestra için / for orchestra

3.3.3.3. /  4.3.3.1. / timp + 3 perc / glass harm / pno-cel / hp / 16.16.12.10.5.

Süre: 25'

Kayıt oturumu / Recording session: 09–11/03/2020 — Deutsches-Sinfonieorchester Berlin; şef / conductor: Peter Rundel

Bu müzik, bestecilik yolculuğumun en çalkantılı estetik dönemlerinden birinde yazıldı. O yıllarda “güzel olan nedir?” sorusu benim için yalnızca kuramsal bir tartışma değil, doğrudan üretimimi felce uğratabilecek kadar yakıcı bir mesele hâline gelmişti. Farklı estetik uçlarda müzikler yazmaya devam ediyor; ancak bu çeşitliliğin ardında ortak bir dil kurup kuramadığımdan emin olamıyordum. Bir yanda yoğun biçimde örgütlenmiş, teknik ve yapısal sorunlara odaklanan müzikler; diğer yanda tonal çekim alanlarına, belirgin jestlere ve daha tarihsel ifade kiplerine açık duran çalışmalar üretmem, bu estetik belirsizliğin doğrudan bir yansımasıydı. Yön duygusunun bulanıklaştığı bu süreç üretimi durdurmadı; ancak her yeni müzikle birlikte, yazdığım şeyin estetik olarak nereye yerleştiği sorusu daha da keskinleşti.

 

Bu müziğin yazım süreci, böylesi bir iç gerilimin ortasında, Almanya’da geçirdiğim uzun bir konaklama döneminde şekillendi. Aylar süren bu yalnız ve yoğun çalışma dönemi, yalnızca teknik meseleleri değil, müziğe bakışımın kültürel bağlamını da yeniden düşünmeme neden oldu. Batı müzik geleneği içinde kimi zaman kuşkuyla karşılanan tonal çekim alanlarının, retorik olarak açık ve jestsel olarak belirgin bir yazımın tarihsel-politik çağrışımlarla nasıl yüklendiğini; buna karşılık benim işitsel deneyimimde bu özelliklerin daha doğrudan, imgesel bir anlam taşıdığını fark etmek belirgin bir estetik gerilim yarattı. Aynı dil, bir bağlamda saf bir duygusal deneyim olarak duyulabilirken, başka bir bağlamda ideolojik ya da tarihsel bir yük olarak okunabiliyordu. Bu karşılaşma, müziğin yalnızca seslerden değil, kültürel hafızadan da oluştuğunu somut biçimde hatırlattı.

Alessandro Perevelli bu gerilimin içinden doğdu. Bir tepki olarak değil; yaşanmış bir estetik-politik gerilimin psikolojik izdüşümünü bilinçli biçimde estetize eden bir çalışma olarak. Burada duyulan huzursuzluk ham hâliyle aktarılmaz; tersine, soğukkanlı bir kompozisyon dili içinde yeniden kurulur. Böylece gerilim, baştan çıkarıcı bir güzellik aracılığıyla biçime kavuşur. Müzik bir yandan içsel bir çatlağın izlerini taşırken, öte yandan bu çatlağı stilize eden, hatta yer yer ritüelleştiren bir estetik kurgu önerir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kavramsal çıkış noktası, İhsan Oktay Anar’ın Suskunlar romanındaki kurgusal bir figürdür: Venedikli virtüoz Alessandro Perevelli. Romanın mitolojisinde Perevelli, altı parmaklı bir müzisyen olarak neredeyse insanüstü bir teknik kapasiteye sahiptir; fakat bu fazlalık aynı zamanda taşkın ve tehlikeli bir iç dünyaya işaret eder. Onun müziğinin, dinleyicilerini melankoliye ya da deliliğe sürüklediği anlatılır. Bu hikâyeyi tarihsel bir gerçeklik olarak değil, estetiğin çift yönlü doğasına dair güçlü bir metafor olarak ele aldım: güzelliğin yalnızca teselli eden değil, aynı zamanda baştan çıkaran ve yönlendiren bir güç oluşu.

Bu nedenle parça, kayıp bir besteyi yeniden kurma girişimi gibi değil; yasaklanmış bir müziğin geri dönüşü gibi kurgulandı. Müzikal dil bilinçli olarak iki uç arasında salınır: bağlılık ile taşkınlık, inanç ile baştan çıkarma, berraklık ile huzursuzluk. Virtüozite burada bir hâkimiyet gösterisi değil, riskli bir alan olarak ele alınır; teknik yoğunluk arttıkça, kontrol altında tutulan bir iç gerilimin açığa çıkma ihtimali de artar. Böylece müzik, ustalığın sergilendiği güvenli bir alan olmaktan ziyade, dinleyiciyi içine çeken ama aynı anda onu tedirgin eden bir cazibe alanına dönüşür.

 

Parçanın temel sorusu şudur: güzellik zararlı olabilir mi? Bu soru soyut bir estetik problemden çok, belirli bir tarihsel ve kültürel bağlamda güzelliğin nasıl kuşkulu hâle gelebileceğine dair kişisel bir deneyimden doğar. Tonal çekim alanları, dinleyiciyi ortak bir işitsel mirasın konfor alanına yerleştirirken, tam da bu konforun içine sızan yapısal bir bozulma, estetik haz ile rahatsızlık arasındaki sınırı muğlaklaştırır. Güzellik burada masum bir sığınak değil, çekici olduğu kadar rahatsız edici de olabilen bir güçtür.

*   *   *


Dinleyiciyle kurulan ilişki de bu estetik gerilimin bir parçası olarak düşünüldü. Konser öncesinde imzalanması öngörülen sözleşme metni, teatral bir jestten ziyade dinleme eylemini bilinçli ve sorumluluk taşıyan bir deneyim olarak çerçevelemeyi amaçlar. Dinleyici yalnızca pasif bir alıcı değil, duyduğu seslerin yaratabileceği etkilerin farkında olan bir tanık konumuna davet edilir. Bu ritüel, müziğin “tehlike” iddiasını abartılı bir mitolojiye değil, dinleme deneyiminin ciddiyetine bağlar.

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Alessandro Perevelli graphics_0001 (2).png

BİLGİLENDİRME

Perevelli zındığının, insanları hak yoluyla yazılmış seslerle kandırdıktan sonraki ters köşesi:

-Alessandro Perevelli'nin (nâm-ı diğer Perevelli Hacı İskender Efendi) yeryüzünde yaşayan bütün mümîn kardeşlerimizin ne yazık ki fark edemediği, işitenleri melânkoli illetine gark eden, dünya hayatını Stoâcı yahut Nihilîsd düşünme şekliyle algılamasına (daha kötüsü, yaşamasına) yol açdığı kanıtlanmış, hak makan rasttan bozup tekrar yazdığı o dizinin tahlili (buna müteakîp makamın seyrinin bozuluşu hâdisesi ve açığa çıkan bâzı fitnelerin göz önüne serilmesi:

***

 

Âlemlerin rabbi Allah'ın âciz kullarına duyurulur

Bu sesleri dinleyen mümîn kardeşlerimiz ileride gözler önüne sereceğimiz bâzı şeytani düşünce ve fikirlere mazhâr olup, Allau-u Teâla'nın özkıyımını gerçekleştiren kullarına vaâd etdiği cehennemin korkusunu yaşayamaz olmuşdur! Bağdar (besdeci) kardeşlerimiz, bu sesleri gördüğü zaman, hakkın kendilerine bahşetdiği "içduyuş" yeteneğini etkisiz hâle getirmeli, şeytanın türlü kandırmalarına karşı ne olur ne olmaz Felak-Nâs muskalarını yanlarında hazır bulundurmalıdır.

 

İhsan bin Mêhmed Hazredlerinin bir fetvasına göre musikî ilmiyle uğraşan kişilerin, Perevelli kâfirinin (iyi saatde olsunlar) yazmış bulunduğu bu musikîyi tahlil etmeden önce içine yedi dirhem zemzem suyu damlatılmış üzüm şarâbından şarhoş edmeyecek miktarda içmeleri, sonrasında töğbe istiğfar etmeleri şartıyla harama yakın mekruhdur. (Yâni haram değildir.)

 

Bütün uyarılarımıza râğmen kendini kâtleden yahut akıl sağlığını yitirenlerin yakınlarına sabır diler, bu sebeble ölenlerin cehehennem ateşiyle, delirenlerin kâlb azabıyla yanıp kavrulduğu müslümân kardeşlerimiz hakkında ise dünyada ve âhirretde herhângi bir sorumluluğumuzun söz konusu olmayacağını üzülerek bildiririz!

 

ŞÖZLEŞME

İşbu üç parağrafdan ibaret uyarı ve tenkitvâvi kelâmları okuyub anladım.

Bu musikînin haşa Hakkın sedâsı olmadığının farkındayım. Alessandro Perevelli fitnecisinin insanları meczûb edip intihârına yol açdığı artık tasdik edilmiş sözde musikîsinin barındırdığı gürültü dâhil ses ve diğer bütün harîci muhdeviyatı Allah yolunda inceleyeceğime, öğrendiğim bu gizli bilgileri ölene kadar sır olarak saklayacağıma, bu ses ve sedâları asla ve asla bir hayâleti hortlatıp insanların üzerine salmak için kullanmayacağıma, tâhlilin ardından şeytanın beni kandırmak için türlü vesveselerler üzerine gelebileceğinin farkında olduğuma, buna râğmen yenik düşüp delirmeyeceğime, şayet delilirsem kendimi katlêtmeyeceğime, katlêdersem de öteki tarafda kimseden hak talêb etmeyeceğime ve bütün bunların bir şaka olmadığının farkında olduğuma,

Allah-u Teâla'nın bilinen ve bilinmeyen bütün isimleri üzerine and içerim.

İşbu taahhüdün altına vaz‘ olunan imza,

Yahut parmak izi,

Kalabalık anında şehadet parmağıyla tasdik

Alessandro Perevelli graphics_0002.png
00:00 / 02:48

Alessandro Perevelli — açılış kesiti (mm. 1-27)

kontrabaslar / doğuşkan korosu

Müziğin tamamlanmasının ardından, derhal dönemimizin tanınmış kompozisyon yarışmalarından birine (ödülü 60.000 İsviçre frangı olan söz konusu organizasyona) gönderildi. Ancak partisyon, seçici kurul tarafından kabul edilmedi. Bu ret, şartnamede belirtilen orkestra kadrosuna uyumsuzluk, estetik tercih farklılıkları ya da her iki etkenin birleşiminden kaynaklanmış olabilir; zira ret gerekçesine dair resmî bir açıklama hiçbir zaman yapılmadı. O dönem Berlin’de geçirdiğim aylar, yalnızca estetik düzeyde yaşanan bu gerilimle sınırlı kalmayıp, kişisel düzeyde hissedilen dışlanmışlık duygusu ve zaman zaman açık biçimde deneyimlediğim hoşgörüsüz tutumlarla birleşince, süreç benim için neredeyse yıkıcı bir deneyime dönüştü.

İstanbul’a döndükten sonra, partisyonu ulaşabildiğim tüm orkestra kurumlarına ve tanıdığım şeflere gönderdim. Birkaç şeften takdir ifade eden kısa yanıtlar aldıysam da müzik herhangi bir konser programına dâhil edilmedi. Orkestraların hiçbirinden herhangi bir geri bildirim alamadım; bu süreçte müzik, kurumsal düzeyde tamamen yanıtsız bırakıldı.

Yıllar sonra, beklenmedik bir gelişmeyle bu sessizlik bozuldu. Ernst von Siemens Vakfı’nın bestecilik ödülü kapsamında sağlanan kayıt imkânı sayesinde, müzik nihayet profesyonel bir orkestra tarafından icra edilip kaydedildi. Bu an, benim için yalnızca bir performans olanağına erişim meselesi değil; uzun süre kendi içine kapanmış bir estetik düşüncenin, ilk kez dış dünyada gerçek bir varlık kazanması anlamını taşıyordu. Kaydedilmiş ve duyulur hâle gelmiş olması, bu sürecin benim açımdan tamamlanması için yeterli bir eşiktir. Bundan sonraki dolaşım süreci ise artık müziğin kendi kaderine bırakılmış bir zamansallık meselesidir.

bottom of page